bahçeşehir escort

buca escort karşıyaka escort

bodrum escort arnavutköy escort karabük escort

ankara escort

tempobet giriş

mobilbahis

Genel

Sarı Lamba (1)

Yaramdan akan kanla fersah fersah kulaç atıp vardım sokağına. Ama beni o kaldırımda vurdular. Sen bir kez cesedime rastlamadın.

..

Yağmur iyice bastırmıştı, hava da kararıyordu, ‘bir an önce eve gitmeliyim’ diye geçirdi içinden. Zaten üşüyen içi iyice titremeye başlamıştı. İçinde doğmayan umutlar, evrende doğmayan güneş anlamına gelmiyor muydu? Eve gittikten sonra içindeki hüzün derinleşmişti. Islak üstünü değiştirip, komedinin üzerinde duran lambayı yaktı ve eline fotoğraf albümünü alıp incelemeye başladı.

O gittikten sonra her şey nasılda değişmiş nasıl da katlanılamaz bir hal almıştı. Onun anısını yaşatmak için salonun duvalarına aniden çekilen veyahut özellikle poz vererek afilli giyinip çektirdikleri resimleri asmıştı. Asarken ağlamasına engel olamamış, bir kaçına sarılıp uyuya kalmıştı. Halbuki son zamanlarda da pek geçinemediklerini farketmişti. Hatta gitmesini istemeyi bile kafasından geçirmişti ama bu şekilde değil.

Sabah olduğunda siyah kotunu ve en beğendiği beyaz gömleğini giydi. Hafif bir iç sıkıntısı olduğunu hissetti. İş yerindeki önemli toplantı stresi olduğunu düşündü. Karnına ağrılar girdi. Ellerinden soğuk soğuk terler akıyordu.. Uzun siyah saçlarını hafifçe savurdu, en sevdiği rujunu sürdü, aynada kendine iyice baktı. Yaşlanmaya başladığını düşündü, ama hala güzelliğini koruduğunu ima ederek kendini şımarttı. Kahvesini hazırlarken birde şarkı açtı. Tüm salonda şarkı yankılanırken balkondan doğan güneşin içini ısıttığını hissetti. Deri ceketini giydi hızla pabuçlarını ayaklarına geçirdi ve arabaya indi. Uzun boyuna rağmen topuklu ile yürüyüşü oldukça etkiliydi. Arabaya bindi. İş yerine gelmişti. Tam arabanın torpido gözünden kağıtlarını alacağı sırada, kötü bir el yazısı ile yazılmış olan ‘seni seviyorum, başaracağına inanıyorum’ yazısını okudu. Güldü. Kalbi hızlanmıştı. Bir dakika kadar arabada durdu. Ona aşık olduğu o ilk günü, yaşadıklarını, son süreçleri geçirdi aklından. Her şey ne kadar da hızlı gelmişti ona hâlbuki beşinci yıllarındalardı. Akşama en sevdiği yemeği hazırlamak için plan yaptı. Hızla odasına çıktı, son hazırlıklarını yaptı ve sunum başladı.

Keşke dedi içinden her şey o sunum anında kalsaydı da zaman ilerlemeseydi. Islak saçlarını hızla kuruturken ıslak göz yaşlarına çare bulamadığını farketti. Yağmurlu havayı hiç sevmezdi. Hatta gök gürültüsünden korkardı. Kavgalı bile olsalar, o bunu bilir ve hemencik yanına ilişerek ‘korkma ben buradayım ‘ derdi.O gün öyle olmadı. Yağmurlar yağmaya devam etti, gök gürledi  ve kadın ağladı. Adam hiç gelemedi. Kadın içi çıkasıya kadar ağladı. Bir ara ağlarken uyuya kalmıştı. Telefonun sesine irkildi..

‘Her şey çok güzel geçti akşama bunu kutlayacağız’ diye sesli mesajını bırakmıştı bile. Saatin geç olmaya başladığını düşündü. Trafiğin yoğunluğu canını sıkmıştı ama hiç bir şey o akşamın tadını kaçıramazdı. Markete girdi ve bir sürü alışveriş yaptı. malzemeleri taşırken ‘abartmış’ olduğunu fark etti. Arabayı çalıştırdı, gününü anlatmak için annesini aradı.

Yazar Hakkında

Nadide Embel

Koç Üniversitesi Psikiyatri Hemşireliği Yüksek Lisans Öğrencisi
Anadolu Sağlık Merkezi Onkoloji Hemşiresi

Yazı ile ilgili düşünceni belirt