bahçeşehir escort

buca escort karşıyaka escort

bodrum escort arnavutköy escort karabük escort

ankara escort

tempobet giriş

mobilbahis

Genel

Sanal Gerçeklikle Tedavi Yapılabilir Mi?

Sanal gerçekliği kullanarak kendimizi rahatlatabilir miyiz? Örneğin, havanın kapalı olduğu bir kış gününde kendinizi sıcak güney kumsallarında uzanmış güneşlenirken hissedebileceğiniz bir araç olsa nasıl olur? Ya da futbol sahasında Messi olup gol attığınızı görseniz ve hissetseniz. Bütün bunları da çok canlı bir rüya gibi, sanki gerçekten oradaymış gibi yaşasanız. Sanal gerçeklik böyle bir şey işte.

Sanal gerçekliği kullanmak kendimizi iyi hissetmemizi sağlayacak şeylerle sınırlı değil. Bazıları bu sanal gerçeklik teknolojisini zihinsel ve fiziksel hastalıkların tedavisinde çok ciddi bir şekilde kullanıyor. Ayrıca sanal gerçeklik sandığınızdan daha ulaşılabilir.

Ağrı Tedavisi

Sanal gerçekliğin tedavide kullanımının belki de en ilginç yolu, aklınıza gelen “tedavi” fikirlerinden çok farklı olabilir. Bir kere fiziksel bir tepkiyi tedavi ediyor.

Washington Üniversitesi’ndeki bilim insanları, çok ağır yanık mağdurlarına dayanılmaz derecede acı veren doku nakli operasyonunu, daha acısız hale getirmeye çalışıyorlar. İlk yanık acısıyla karşılaştırıldığında, sanal gerçeklik algısının sadece mağdurun acısını azaltmakla kalmayıp aynı zamanda mağdurun yanığın ilk acısını hatırlamaktan duyduğu kaygıyı da azaltılabildiğini öğrenmişler.

Bunun için hastaları bir sanal gerçeklik programı olan SnowWorld’ün (kar dünyası) içine sokuyorlar. Hastalar harika bir kış diyarında gezinebiliyor, buzdağlarında penguenlerle takılıp arkadaş canlısı kardan adamlarla sanal kartopu savaşları yapabiliyor.

Garip olan SnowWorld programı aslında SpiderWorld (örümcek dünyası) adlı bir başka programın üstüne kurulmuş.

Fobiler

Nedensizce ve mantıksızca korktuğumuz birçok şeyi sayabiliriz. Toplum karşısında konuşmak ya da yükseklik eğer sadece sizi korkutuyorsa sorun yok. Ama ya bu korku sizin donup kalmanıza neden olacak kadar güçlü bir kaygıya yol açıyorsa? Ya merdivenlerden çıkamıyor ya da sesinizi çıkaramıyorsanız? Korkundan altınıza yapıyorsanız (mecazi anlamda elbette)?

İşler buraya vardığında, sanal gerçeklik korkuyu tetikleyici şeyleri kişiye alıştıra alıştıra tanıtarak korkusunun üstesinden gelmesini sağlamakta kullanılıyor. SpiderWorld adlı program (tahmin ettiğiniz gibi) örümcek korkusunu tedavi etmekte kullanılıyor. Hastalara önce içinde bir tarantula olan bir oda gösteriliyor. Sonra bir joystickle yavaş yavaş olabildiğince örümceğe yaklaşması için yönlendiriliyorlar. Bu adımların sonunda hastalar ellerindeki sensörlerle örümceğe dokunabilir hale geliyorlar. Dokunmak derken, aynı anda ellerine oyuncak bir örümceğin kılları dokunduruluyor, örümceği hissediyorlar yani. Bu işlemlere hastanın kaygı seviyesi düşene kadar devam ediliyor. Bazı anlarda sayko müzik bile koyuyorlar. İş hassassızlaştırmaya geldiğinde bu doktorların hiç şakası yok.

Peki diğer kaygı çeşitlerinde durum nedir?

Travma sonrası Stres

Travmatik bir olaydan sonra yaşadığı stres bir insanın acayip davranışlar göstermeye başlamasına neden olabilir. Belli durumlardan kaçınmak, sürekli ve baskılı bir kaygı hissi, ve olaylara verilen aşırı tepki, travma sonrası stresi yaşayan hastaların her gün başa çıkmak zorunda oldukları bir şey haline gelebilir.

Sanal gerçeklik, bu belirtileri ortadan kaldırmak ve hastayı sağlıklı bir hayatın içerisine daldırmak için kullanılıyor. Daldırma terapisinin travma sonrası stres yaşayan hastalarda çok başarılı olduğunu gösterildi. Bu da başka sorunlara yol açtı. Araba kazası yaşamış hastalara kendilerine acı veren uyarıları inceleyebilmeleri için, bir araba kazasının sanal olarak tekrar tekrar yaşatılmasının oldukça sorumsuzca olması en temel sorun.

Ama sanal gerçeklikle hastalar yaşadıkları travmatik olayın benzerini çok güvenli bir atmosferde keşfediyorlar. Garip gelebilir ama hastaları kendi travmalarının resimleriyle yüzleştirmek hafızayı ya da duygusal deneyimleri tetikleyebilir. Bu tedavi bu deneyimlerle yüzleşmek ve onları kabullenmek için kullanılır. Örneğin terörist saldırılarda hayatta kalanlar, bir otobüsün patladığı şehir merkezini ‘ziyaret edebilirler’. Ziyaret esnasında hastadan durumu analiz etmesi ve hafızasındaki kendi yaşadığı travmatik olaylarla kıyaslaması istenebilir.

Şizofreni

Sanal gerçekliğin en olağan dışı kullanımlarından biri şizofreni hastalığının araştırılmasında hatta tedavisinde kullanılmasıdır. Şizofren bir insanı hayali bir dünyaya koymanın çok kötü bir fikir olduğunu düşünebilirsiniz. Kesinlikle biraz mantığa aykırı duruyor. Ama unutmayalım ki sanal gerçekliğin en büyük yararlarından biri çok güvenli bir çevre olması. Böyle durumlarda bu yöntem sadece hastaya değil, hastanın yanındakilere de uygulanabilir.

Öncelikle, şizofreni sanal ortamda gerçek dünyada ölçülemediği şekilde ölçülebilir. Birçok akıl hastalığında olduğu gibi, şizofreninin sosyal bağlamda anlaşılması gerekir. Bir kere akıl hastalığı gerçek dünyayla etkileşirken kendini göstermeye başlar. Ama şizofren birini korkunç bir kaygıya sürükleyecek ya da tehlikeli davranmasına yol açacak gerçek bir atmosfere koymak ne güvenli ne de ahlaki olarak doğru.

Bu yüzden bilim insanları bu sorunu çözmek için sanal gerçeklik araçları geliştirdi. Bunlardan biri bir metro yolculuğunu taklit ediyor; hastanın etrafındaki sanal karakterlere verdiği tepkiyi görebilmek için tasarlanmış. Örneğin eğer hasta sanal karakterlerden birinin onun hakkında konuştuğundan kesinlikle eminse, bu yüksek derecede paranoya anlamına gelebilir. Tedavi yolları da keşfedilebilir. Doktorlar, kullandığı ilaçların hastanın deneyimini nasıl etkilediğini görmesi için, hastayı ilaç aldığında ve almadığında bu sanal ortama sokabilir. Aradaki farkı deneyimleyerek tedavinin işe yarayıp yaramadığını anlayabilirler.

Fiziksel Rehabilitasyon

Sanal gerçekliğin psikolojik için ne kadar yararlı olduğunu gördük, şimdi de sanal gerçeklik uygulamalarının fiziksel tedavi gerektiren hastaları iyileştirmekte nasıl kullanıldıklarını inceleyelim.

Sanal gerçeklik teknolojisi, felç hastalarının kas tepkilerini geliştirmek için kullanılıyor. Kuvvet sensörlü harekete karşı direnç gösteren bir eldiven hastaya giydiriliyor, ellerinde ve parmaklarında hareket yeteneğini geliştirmesi için görevler veriliyor. Gelişmelerin kalıcı olduğu gözlenmiş. Etkinin büyük olasılıkla sanal dünyanın sağladığı motivasyondan kaynaklandığı düşünülüyor. Çoğu zaman rehabilitasyon tedavileri hastanelerde yapılıyor. Sanal gerçeklik hastanenin sıkıcılığının aksine ilginç ve keşfetmeyi teşvik eden bir atmosfer yaratıyor olabilir.

Bazı sanal gerçeklik firmaları fiziksel rehabilitasyonun eziyetli atmosferinden çok daha eğlenceli uygulamaları üzerinde çalışıyor. Nutkunuzun tutulmasını isterseniz, fiziksel engelli çocukların sanal gerçeklikle basketbol oynadıkları videoları izleyin. Örneğin, tekerlekli sandalyedeki bir çocuk sakatlanma korkusu olmadan oyunları deneyimleyebiliyor.

Acaba sanal gerçeklik görme engellilerin sanal bir dünyada da olsa görmelerini sağlayabilir mi? Eğer bu olursa, görmeyen biri gerçek dünyaya dönmek ister mi? Sanal gerçekliği kendi “gerçekliği” olarak seçmek isterse, ahlaki olarak nasıl karşılarız?

Bu yazı daha önce Gelişim Eğitim web sitesinde yayınlanmıştır.

Yazar Hakkında

Araş. Gör. Taner ONAY

Dijital Hemşire - Kurucu ve Genel Yayın Yönetmeni

Eğitim:
Lisans - ÇOMÜ / Hemşirelik
Lisans - Anadolu Üniversitesi / Halkla İlişkiler ve Reklamcılık
Yüksek Lisans - KOÇ Üniversitesi / Hemşirelik
Doktora - Marmara Üniversitesi / Tıp Eğitimi

İş Deneyimi:
Amerikan Hastanesi
Koç Üniversitesi Hastanesi

Akademik Deneyimi:
İstinye Üniversitesi Hemşirelik Bölümü - Öğretim Görevlisi
Fenerbahçe Üniversitesi Hemşirelik - Araştırma Görevlisi
Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi - Araştırma Görevlisi

Yazı ile ilgili düşünceni belirt