bahçeşehir escort

buca escort karşıyaka escort

bodrum escort arnavutköy escort karabük escort

ankara escort

tempobet giriş

mobilbahis

Genel

Öğrenmemeli Çaresizliği…

Hayatın pek çok noktasında olumsuz yaşantılarla karşılaşabiliyoruz. Kimimiz bunların üstesinden gelebiliyorken kimilerimiz bunu hayatın dönüm noktası olarak algılayabiliyor. Ve bundan sonra ki yaşamında karşılaştığı her zorlukta pes ediyor, mücadele etmiyor, edemiyor daha doğrusu.

Çünkü her çırpınışında ya bu da diğeri gibi olursa fikri beynine yerleşiyor ve zihnindeki ışıkları kemirmeye başlıyor.

İşte böyle durumlarda öğrenilmiş çaresizlik kavramı canlanıyor. Oysa geçmişte ki olumsuz yaşantılar bize çaresizliği aşılamamalı. Ders vermeli, güç vermeli, sabrı körüklemeli. Ama işte bazı sözler sadece dilde kalabiliyor, gönül ister ki her yaşadığımızdan ders alıp hayata tüm pozitifliğimizle bakıp her gün yeniden başlayabilelim.

Öğrenilmiş çaresizlik demişken tam da konuyla ilgili şahit olduğum bir yaşantıyı paylaşmak istiyorum. Bir arkadaşım lise zamanlarında kendine bir hedef koymuştu fakat hayaline ulaşırken önüne bir sürü engeller çıktı ve hedefine ulaşamadı. Bundan sonra adeta arkadaşımın hayata bakış açısı değişti, her konuşmaya çalıştığımızda ulaşamadığı hayalinden bahsetti belli ki hayatının merkezine almıştı onu. Hayalinin peşini bırakmamasını söyledik her defasında, bir daha hayaline bu kadar kavuşamayacağını ifade etti durdu.

O pes etmişti, karşısına gelen fırsatlar karşısında bu güçsüz duruşu onu hayallerinden daha çok uzaklaştırdı, haberi yoktu.

Arkadaşımın hikayesine benzer bir hikayesi olan eski bir arkadaşım vardı. Yıllar sonra hayaline kavuşmuş. Bunun sevinciyle her gün çevresinde ki insanlara güneş saçıyordu. Bir gün kafede otururken bize yaşadıklarından bahsetti gerçekten hayatında hiç pes etmemiş her türlü zorluğun üstesinden gelebilmişti, o çaresizliği öğrenmemişti. Hepimiz onun hüzünlü hikayesinden ders çıkardık. Kuşkusuz en çok da hayatta ki umut ışığını söndürmüş arkadaşım bundan faydalandı. Bunu uzun zamandır ışıldamayan boncuk gözlerinin parıltısından anlayabiliyorduk. Ertesi günden itibaren arkadaşım değişmeye başladı. Hayata karşı olan pozitif bakışı bizi günden güne sevindiriyordu. Günler geçti ve arkadaşım hayallerinden tekrar bahsetmeye başladı. Onun için mücadele veriyordu artık pes etmeyecekti buna inanıyorduk.

Günler günleri getiriyordu, zaman hızlı bir şekilde akmaya devam ediyordu. Bir gün arkadaşımdan sabah saatlerinde bir telefon aldım. Sesi çok mutlu geliyordu. Oldu, dedi. İstediğim hedefe ulaştım. Artık dünyalar benim. Belki de ondan çok buna ben sevinmiştim ama belli edemiyordum.

İşte o gün bir kez daha anladım ki hayatın bize ne getireceğini bilemeyiz ama her gün çiçekli bahçelerde koşamayacağımız da kesin.

Bazen dikenlere de katlanmalı çiçekleri anımsayarak sabretmeli, vazgeçmemeli ve asla çaresizliği öğrenmemeliyiz…

tugce sik

Yazar Hakkında

Tuğçe Şık

Kars Halk Sağlığı Kurumu Susuz Toplum Sağlığı Merkezi Hemşiresi

Yazı ile ilgili düşünceni belirt