EĞİTİM

Konfor Kuramı – Katharine Kolcaba

Hemşirelik kuramları, hemşireliğin temel kavramlarına ve aralarındaki ilişkiye tanımlama, açıklama ve öngörüde bulunma yoluyla sistematik bir görüş kazandıran, uygulamaları destekleyen, kolaylaştıran ve rehberlik eden hemşirelik bilimsel bilgisinin zihinsel formlarıdır.

Hemşirelikte en önemli adımlardan biri 1955-1960 yılları arasında ivme kazanan bilimselleşme çabalarıdır ve bu çabaların bir ürünü olarak hemşirelik model ve kuramları geliştirilmeye başlanmıştır. 1990’lı yıllara gelindiğinde ise orta düzeydeki birçok hemşirelik kuramının uygulamaya geçirildiği görülmektedir. Orta düzey hemşirelik kuramlarının (Middle Range Theory) daha az alt kavram içerdikleri, uygulamada yaygın olarak kullanılabildikleri, pek çok kaynaktan yararlanılarak geliştirilebilecekleri ve test edilebilecek kadar da somut oldukları konusunda görüş birliği vardır. Orta düzey kuramlar, hemşirelik bilimini geliştirmeye katkı sağlayan araştırma çalışmaları için kuramsal bir temel oluştururlar ve uygulama alanlarında da kolaylıkla kullanılabilirler.

Bu makalede, Katharine Kolcaba’nın, hemşireliğin yardım etme amaçları arasında yer alan rahatlatma işlevi üzerine temellendirdiği konfor kavramı ve bu kavramı odak noktasına alarak geliştirdiği, orta düzey bir kuram olan Konfor Kuramı incelenecektir.

KONFOR KAVRAMI

Kolcaba, bütüncül görüşle açıkladığı konfor kavramını, ferahlama, huzura kavuşma ve sorunların üstesinden gelebilmek için temel insan gereksinimlerini karşılamanın o andaki deneyimi olarak ifade eder. Kavramın taksonomik yapısını iki aşamada inceleyen Kolcaba (2003), birinci aşamada; tarihi ve çağdaş hemşirelik literatürünü analiz ederek bireysel konfor gereksinimlerinin karşılanma yoğunluğuna göre konfor düzeylerini belirlemiştir. Bu düzeyler;

  • Ferahlama (Relief); bireyin konfor gereksinimleri karşılanmaya başladığında sıkıntıdan kurtulması ile hissettiği durum.
  • Rahatlama (Ease); sakinlik hoşnutluk durumu, huzur ya da rahatlık.
  • Üstünlük (transcendence); bireyin sorunlarının üstesinden gelebilmesidir.

İkinci aşamada ise bütüncül görüşe temellendirdiği konfor boyutlarını oluşturmuştur. Bu boyutlar;

Fiziksel Konfor: Bedensel duyularla ilgilidir. Bireyin fiziksel durumunu etkileyen dinlenme ve gevşeme, hastalığa karşı yanıtları, beslenme ve hidrasyon düzeyi ile atıkların elimine edilmesi gibi fizyolojik faktörleri içermektedir. Kolcaba uyaran oluştursun ya da oluşturmasın fiziksel konforun bireyin hastalığa karşı yanıtlarından kaynaklandığını belirtir. Bu anlamda fiziksel konfor için gerekli fizyolojik göstergeler; sıvı elektrolit dengesi, düzenli ve dengeli kan biyokimyası, yeterli oksijen saturasyonu vb. metabolik fonksiyonları içeren sağlık göstergeleridir. Kolcaba (2003), bu fizyolojik göstergelerin birinde var olan anormalliğin konforu da etkileyeceğini vurgular.

Psikospritüel Konfor: Akılsal, duygusal ve ruhsal bileşenlerden oluşmaktadır. Bireyin yaşamına anlam veren; öz-saygı, benlik kavramı, cinsellik ve kendinin farkında olma ile ilgili duyguları kapsar.

Çevresel Konfor: Hastaneye yatırılan bireylerin fiziksel ve bilişsel fonksiyonlarını destekleyen çevresel konfor, anahtar boyut olarak ele alınır. Çevresel konforun tanımı dış etkenler, durumlar ve bunların insan üzerindeki etkilerini kapsar. Bu kapsamda aydınlık, gürültü, renk, ısı, pencerelerden görülen manzara vb. gibi insanın dış ortamı ile ilgili kavramlara yer verilir.

Sosyokültürel Konfor: Kolcaba,’ya göre hemşireler, diğer sağlık ekibi üyeleri, aile ya da evdeki diğer kişiler bilinçli, becerili ve duyarlı davranarak sosyal konforu destekleyebilirler. Finansal destek sistemlerinden yararlanma, bilgi ve danışmanlık verme ile taburculuğun planlanması sosyal konfor kapsamındadır. Bu boyutun tanımında kişiler arası, aile ve sosyal ilişkiler ağırlık kazanır. Kolcaba (kaynak tarihi), daha sonra sosyal boyuta aile hikayesi, gelenekler, giyinme biçimi vb. özellikleri içeren kültürel boyutu da eklemiştir.

Konfor Kavramının Taksonomik Yapısı

Çalışmaları sonucu konfor kavramını üç düzey ve dört boyutta açıklayan Kolcaba, sağlıklı /hasta bireyin konfor gereksinimlerinin belirlenmesi ve bu gereksinimleri karşılamaya yönelik girişimler sonrası konforun değerlendirilmesinde somut bir gösterge olarak kullanılmak üzere Genel Konfor Ölçeğini geliştirmiştir. Nitekim son yıllarda hemşirelik bakımının birey üzerindeki etkilerini değerlendirmede NOC (Nursing Outcome Classification / beklenen hemşirelik sonucunu) ve benzeri araçların kullanılmasının yararı üzerinde durulmaktadır.

KONFOR KURAMI

Katharine Kolcaba konfor kavramını tanımlama sonrası sürdürdüğü çalışmaların ardından orta düzey Konfor Kuramını 1994 yılında geliştirmiştir. Kuramda konfor, “bireyin gereksinimleri ile ilgili yardım, huzur sağlama ve sorunların üstesinden gelebilmeye ilişkin fiziksel, psikospritüel, sosyal ve çevresel bütünlük içerisinde karmaşık yapıya sahip beklenen bir sonuç” olarak açıklanmaktadır.

Kolcaba, Konfor Kuramı’nın gelişim aşamalarında dört temel felsefi bakış açısının etkisi olduğunu belirtir. Yapının en üstünde kuramın çatısını oluşturan bakış açısı kaynağını holizmden alırken, bir sonraki aşama insan gereksinimleri, diğer aşama Murray’ın İnsanda Baskı Kuramı, son aşama ise farklı hemşirelerin (Orlando, Henderson ve Paterson) geliştirmiş olduğu üç orta düzey kuramdan yararlanılarak geliştirilmiştir. Kolcaba, bu dört felsefi bakış açısını ilişkilendirerek kuramını ve alt kavramlarını oluşturmuştur.

Holizm (Bütüncülük) Kavramı

Kolcaba bütüncülük kavramını , bireyin bir bütün olarak fiziksel yapısı ile iç içe olan mental, spritüel ve emosyonel yaşantılardan oluştuğunu, yaşamını sürdürebilmesi için şartları oluşturan sosyal ve çevresel ekolojiler içerisinde yer aldığını, insanların bu etkileri eş zamanlı olarak algıladıklarını ve hemen içe ve / veya dışa dönük yanıt verdiklerini kabul etmektedir. Kolcaba’ya göre birey temelli bütüncül bakışta insan, karmaşık uyaranlara bir bütün olarak yanıt verir. Bütüncül yanıt, bölümlere ayrılmış yanıt ve etkilerinin değerlendirilmesinden daha değerlidir. Bütüncül olarak değerlendirilen bireyler, herhangi bir daha büyük bütünde ortaya çıkmazlar.

İnsan Gereksinimleri

Kuramın oluşumunda yer alan bir diğer bakış açısı temel insan gereksinimleridir. Kolcaba, sağlık bakımı ortamında, bireyin temel gereksinimlerinin karşılanmasına yönelik yardımın hedeflendiği bu aşamada, özellikle beklentilerinin sağlanmasında bireysellik ve kültürel özellikleri doğrultusunda bütüncül bakımın sürdürülmesinin önemi üzerinde durmuştur. Bireyin temel gereksinimleri, bulunduğu ortamda sürdürmeyi ya da yeniden kazanmayı istediği her türlü gereksinimi ifade eder. Sosyal destek almak, anlaşılmak, barınmak, ekonomik güvence ve fonksiyonel sağlığı sürdürmek gibi gereksinimler fiziksel, psikospritüel, sosyokültürel ve çevresel gereksinimleri ifade eden bütüncül konforun yapısını oluşturur.

İnsanda Baskı

Konfor kuramının etkilendiği üçüncü görüş İnsanda Baskı Kuramıdır. Psikolog olan Murray ve arkadaşları kişilik kuramlarının temel bileşenlerini analiz eden çalışmaları sonucunda İnsanda Baskı Kuramını (1938) geliştirmişlerdir. Bu kurama göre, insanda baskı oluşturan uyaranlar alfa ve beta baskıları olarak ele alınır. Alfa baskısı negatif güçler (zorlayıcı), pozitif güçler (kolaylaştırıcı) ve etkileşim içinde olan güçlerden oluşurken, beta baskısı alfa baskısında yer alan güçlerin toplam etkisinin birey tarafından algılanması olarak açıklanır. Birey tarafından yapılan öz değerlendirmede sonucun olumlu algılanması, diğer durumların da olumlu sonuçlanacağı beklentisini güçlendirir. Üniter yön olarak ifade edilen bu beklenti, önceden yaşanan deneyimlere göre olumlu ya da olumsuz olabilir.
Stresli bakım ortamında bulunma nedeni ile baskı oluşturan bir çok uyaran ile karşı karşıya kalan bireylere Murray’ın kuramı uyarlanabilir. İnsanda Baskı Kuramında uyaran durumu insanların yaşam dönemlerine özgü herhangi bir durumda katıldıkları ve tepki gösterdikleri tüm çevredir. İnsan gelişimi pozitif ya da negatif olsun karşılaştığı durum süresince bireyin başarı ya da yetersizliğinin toplam baskısı olarak belirlenmiştir.

Kolcaba, Konfor Kuramında alfa baskısını oluşturan negatif güçleri sağlık bakımı gereksinimleri, pozitif güçleri hemşirelik girişimleri olarak ele alırken, etkileşim içinde olan güçleri hem bireyin gereksinimlerini hem de bakım gereksinimlerini etkileyen yaş, cinsiyet, medeni durum vb değişkenler olarak tanımlar. Beta baskısını ise, sağlık bakımı ortamında hastanın konforunu sağlayacak, sağlık bakım gereksinimlerini ve bunların karşılanmasına yönelik uygulanan hemşirelik girişimlerini algılaması olarak tanımlar. Artan konfor algısı bireyi olumsuz etkileyen gerginliğin azalmasına, yaşama amacı ve yaşam aktivitelerinin yeniden güçlenmesine yol açar. Bireyin kazandığı bu gücün bundan sonraki aktivitelerini yönlendiren davranışları olumlu yönde etkilemesi beklenir. Kolcaba bu durumu sağlığa yönelim olarak adlandırmış ve hasta bireyin sağlığını geliştirecek davranışlara genel uyumu olarak tanımamıştır.

Sağlığı geliştirmeye yönelik davranışlar kavramı ilk kez Rozella Schlotfeldt tarafından kullanılarak içsel, dışsal davranışlar ve huzurlu ölüm olarak kavramsallaştırılmıştır. İçsel davranışlar iyileşme ya da immun fonksiyon gibi hücresel ve organsal düzeyde oluşmaktadır. Dışsal davranışlar ise öz bakım aktivitelerini gerçekleştirme ve rehabilitasyon gibi gözlenebilir davranışlardır. Sağlığa yönelim davranışlarına, hastanede kalış süresinde azalma, fonksiyonel durumda artma, tedaviye yanıt verme, hasta memnuniyetinde artma örnek olarak verilebilir.

Kolcaba, sağlığa yönelim davranış uyumu ile konfor arasında karşılıklı ilişkinin var olduğunu ve konforun sağlığı geliştirmeye yönelik davranışlara uyumu arttırdığını ifade eder. Huzurlu ölümü ise, bireyin çatışmalarının çözümlenmesi, semptomlarının iyi yönetilmesi, hasta ve ailesinin desteklenmesi olarak açıklar.

Kuramın Gelişmesinde Yararlandığı Hemşire Kuramcılar

Kolcaba, Konfor Kuramında çatıyı oluştururken Orlando, Henderson ve Paterson gibi hemşire kuramcıların kuramlarından yararlandığını bildirmektedir.

Orlando, etkileşim kuramında, hastayı gereksinimleri olan ve bu gereksinimler karşılanmadığı zaman sıkıntı yaşayan bir birey, hemşireyi de bu gereksinimleri değerlendirip hastanın sıkıntısını giderme yeteneği olan kişi olarak tanımlamaktadır. Bu tanımdan yola çıkan Kolcaba, gereksinimleri karşılanan hastanın yaşadığı duyguyu konforun ilk boyutunu oluşturan ve sıkıntıdan kurtulmayı ifade eden ferahlama olarak açıklamıştır. Henderson, insan varlığının dengesini sürdürmesi için karşılanması gereken 14 temel fizyolojik ve psikolojik bileşen tanımlamıştır. Bunlar; normal solunum, yeterli beslenme, boşaltım, hareket ve pozisyon verme, dinlenme ve uyku,uygun giyim, beden ısısını normal düzeyde tutma, deri hijyeni ve bütünlüğünü sağlama, çevrede tehlikelerden ve diğer inciticilerden kaçınma, iletişim kurma, inanışa göre ibadet etme, çalışma, eğlence ve normal gelişme sağlık ve sağlıkla ilgili bilgilerin kullanımına olanak sağlamak üzere öğrenme, keşfetme ve merakını gidermedir.

Kolcaba, bu bileşenlerde dengenin sağlanması ve sürdürülmesinin, sakinlik, hoşnutluk ile huzuru içeren ve konforun ikinci düzeyini ifade eden rahatlama aşamasında gerçekleşeceğini savunur.

Paterson konforun, büyüme, sağlık, özgürlük ve açık olmak gibi kavramları altında barındıran bir şemsiye olduğuna inanır. Paterson konforu, hastanın potansiyeline göre belli zaman ve belli durumda kendi kaderini kontrol etme ve planlamada özgür olmasını amaçlayan bir durum olarak tanımlar .

Kolcaba, Paterson’un bu tanımından yola çıkarak, konfor gereksinimleri tam olarak karşılanan bireylerin konforun üstünlük derecesini gösteren sorunların üstesinden gelebilme düzeyine ulaşabileceklerini vurgular.

KONFOR KURAMI VE TEMEL HEMŞİRELİK KAVRAMLARI

Kolcaba’nın kuramında hemşireliğin temel kavramları;

Hemşirelik; hasta, aile ya da toplumun konfor gereksinimlerinin tanılanması; konfor gereksinimlerine yönelik konfor önlemleri oluşturulması, temel konfor düzeyi ile uygulama sonrası konfor düzeyinin değerlendirilmesi,

İnsan; primer, tersiyer ya da koruyucu düzeyde sağlık bakım gereksinimi olan birey, aile ya da toplum,

Çevre; birey, aile, ve toplumu çevreleyen, konforu etkileyebilen ve konforu arttırmak için değiştirilebilen ya da yönlendirilebilen durum,

Sağlık; konforun arttırılması ile birey, aile ve toplumun optimum düzeyde fonksiyonlarının kolaylaştırılması olarak tanımlanır. Kuramda, hastalık tanımı yapılmamıştır.

Kolcaba’nın Konfor Kuramı Özetlendiğinde;

  • Öncelikle hasta bireyin var olan destek sistemleri ile karşılanamayan konfor gereksinimleri belirlenir,
  • Belirlenen gereksinimleri karşılamak üzere girişimler planlanır,
  • Girişimlerin başarıya ulaşmasını etkileyen değişkenler dikkate alınır,
  • Girişimler değerlendirilir, beklenen sonuç konforda artmadır.

Bu süreç içinde birey ve ailenin katılımı ile belirlenen uygun ve gerçekçi hedefler doğrultusunda, bireyin konforunda artma sağlandığında, sağlığı geliştirmeye yönelik davranışlara uyum da güçlenecektir.

Konfor sağlamaya yönelik hemşirelik bakımı vermenin yanı sıra beklenen konfor sonucunun değerlendirilmesinin bakımın kalitesi, hasta memnuniyeti ve yaşam kalitesi üzerine etkili olduğu çalışmalarda belirtilmektedir.

Hemşirelik araştırmalarında, konfor kavramı geçmişte holistik bakışla beklenen sonuç değişkeni olarak kullanılmamıştır. Kolcaba, Konfor Kuramını geliştirdikten sonra kuramın taksonomik yapısını oluşturan boyutların rehber olarak kullanımı ile konforun değerlendirildiği çalışmalar giderek yaygınlaşmaya başlamıştır.

Kaynak: Karabacak, Ü., & Acaroğlu, R. (2011). Konfor kuramı. Maltepe Üniversitesi Bilim ve Sanat Dergisi4(1), 197-202.

Yazar Hakkında

Araş. Gör. Taner ONAY

Dijital Hemşire - Kurucu ve Genel Yayın Yönetmeni

Eğitim:
Lisans - ÇOMÜ / Hemşirelik
Lisans - Anadolu Üniversitesi / Halkla İlişkiler ve Reklamcılık
Yüksek Lisans - KOÇ Üniversitesi / Hemşirelik
Doktora - Marmara Üniversitesi / Tıp Eğitimi

İş Deneyimi:
Amerikan Hastanesi
Koç Üniversitesi Hastanesi

Akademik Deneyimi:
İstinye Üniversitesi Hemşirelik Bölümü - Öğretim Görevlisi
Fenerbahçe Üniversitesi Hemşirelik - Araştırma Görevlisi

Yazı ile ilgili düşünceni belirt