Verimlilik ve İyilik Hali

Hemşire Kardeşim, Senin EDERİN Ne?

Bu başlık eminim çoğu hemşireyi kızdıracaktır. Kızmadan önce bu yazıyı okumanızı rica ediyorum. Başlığa bakarak bana kızacak ve klavye delikanlılığı yapacaksanız linç edilmeye hazırım. Gelin beni linç edin 😊

Bir malın fiyatı ve bir hizmetin ise ücreti olur.

Hemşirelik mesleği hizmet sektöründe konumlandığı için hemşirelerin belirli bir saat karşılığında bir ücret ödenir. Bu ücret birçok değişkenden etkilenir. Örneğin, çalışılan birim, eğitim seviyesi, deneyim yılı, özellikli yetki belgesi vs.

Bu yazımda bahsetmek istediğim bir hemşirenin ücretinin neye göre belirlendiği değil. Bu başka yazıların konusu olabilir. Bu yazının konusu bir hemşirenin EDERi hakkında..

Eder; bir şeyin o kişi bağlamında değerini gösterir.

TDK ederi, fiyat ile aynı kefeye koymuş. Fakat fiyat kelimesi tam anlamı ile ederi karşılamamaktadır. Ben edindiğim deneyim ile öyle algılıyorum.

Hemşireler özel sektörde haftalık 40 – 48 saat aralığında çalışarak 2000 TL – 4000 arası bir ücrete çalışmaktadırlar. Bu devlette 3500 TL – 4500 TL arası değişmektedir. Bu konuda daha önce yazdığım bir yazıyı okumanız için aşağıya iliştiriyorum.

Bu hemşirelere biçilen ücret aynı zamanda ederidir. Çünkü onu kabul ediyoruz. O ücrete çalışıyoruz. Burada gördüğünüz gibi aynı saat çalışan hemşire olarak özel sektörde ederimiz düşük, devlette biraz daha yüksek. Bu farkı göz ardı edersek neredeyse ederimizin düşük seviyelerde olduğunu görüyoruz.

Bu sosyal hayatta şu cümleler ile karşımıza çıkıyor.

  • Bu maaşa hemşirelik mi yapacaksın, git garson ol. En azından nöbetin yok. Riskin yok.
  • Bu çalışmaya o maaş az değil mi? Asgari ücretli bile aynı maaşı alıyor.
  • Bu maaş okumaya değer mi?
  • Aldığın ücret yıprandığına değiyor mu?

Bu söylemler artabilir, artırılabilir.

Şuana kadar neredeyse hiçbir hemşirenin benim ederim budur. Ben bu maaşın altında çalışmam. Ben kendimi şöyle geliştirdim, böyle işler yaptım, size böyle değer katarım gibi bir söyleme rastlamadım. Rastlarsak da çok nadir olacaktır. O ücreti kabul ediyorsak EDERmizini o hale getiriyoruzdur. Biz oyuzdur.

Bu pazarlığa oturmak gibidir.

  • Kaça olur abi?
  • Kaçtan aşağı olmaz?

Ya satıcının istediği olur ya alıcının..

Piyasada sizin gibi eğitim görmüş, aynı belgeleri almış vs kişi çok ise ücretiniz ve ederiniz de düşer. Düşürülür.

Hemşirelerin EDERi farklılaşarak farklı hale gelir.

Biz bu ülkede aynı tip hemşire yapısı olduğu için buraya istesem ‘Bir kamyon HEMŞİRE yığarım’ sözlerini hastane yöneticilerinden duyduk. Benzerleri şuan hastane koridorlarında yankılanıyordur.

Bu durumdan kurtulmanın yolu hemşireler olarak emeğinizin değerini önce kendimizin biçmesidir.

Siz bu değeri kendinize vermezseniz kimse o değeri size vermeyecektir. Bu öğrencilik yıllarından başlar. Hocanız size değer vermiyorsa, piyasanın size değer vermesini bekleyebilir misiniz?

Bu konuda en büyük eksiklerimizden biri ise hemşirelik eğitim müfredatımız içinde ekonomi, iktisat, işletme gibi derslerin olmaması.. Direkt bu dersleri fetiş bir şekilde koymak anlamlı olmayacaktır. Bu kültürü farklı yöntemler ile koyabiliriz, oluşturabiliriz.

Dünya Üniversiteler Kongresi’nde Texas’lı bir akademisyene bir soru sorulmuştu. Aklımdan çıkmayan bir soruydu. Sanırım buraya tam uyuyor.

Sorunu kapitalist bir sistemin içerisinde sosyalist düşünce şekli ve yöntemleri ile çözebilir miyiz?

Düşünün..

Çözebilir miyiz?

Yorumlara bu konuda düşüncelerinizi bırakabilirsiniz.

İsterseniz takipleşebilir ve DM ile iletişime geçebiliriz.

https://www.instagram.com/dijitalhemsire

Yazar Hakkında

Araş. Gör. Taner ONAY

Dijital Hemşire - Kurucu ve Genel Yayın Yönetmeni

Eğitim:
Lisans - ÇOMÜ / Hemşirelik
Lisans - Anadolu Üniversitesi / Halkla İlişkiler ve Reklamcılık
Yüksek Lisans - KOÇ Üniversitesi / Hemşirelik
Doktora - Marmara Üniversitesi / Tıp Eğitimi

İş Deneyimi:
Amerikan Hastanesi
Koç Üniversitesi Hastanesi

Akademik Deneyimi:
İstinye Üniversitesi Hemşirelik Bölümü - Öğretim Görevlisi
Fenerbahçe Üniversitesi Hemşirelik - Araştırma Görevlisi

Yazı ile ilgili düşünceni belirt