bahçeşehir escort

buca escort karşıyaka escort

bodrum escort arnavutköy escort karabük escort

ankara escort

gaziantep escort

Genel

DAM-GA-LA-MI-YO-RUZ!

Damga yani yabancı versiyonu ile stigma sivri uçla delmek suretiyle oluşan yara anlamına gelmekte ve dilimize eski yunancadan geçmektedir. Kelimenin evrilmesi ile  stigmatizasyon yani damgalamak kelimesi türetilmiş olup, hayatımızın her alanında ‘normal’ kalıpların dışında gördüklerimizi normaldan ayırmak için kullanılan bir kelime olarak karşımız çıkmaktadır.

Damgalama kelimesini genellikle kötü anlamda kullanılmaktadır. Ayrıca tıbbi hastalıklarda bireylerin hastalık süreçlerinde toplumsal olarak olumsuz etkilemektedir. Özellikle ruhsal bozukluğu olan bireylerde toplum içerisinde yaşamlarını sürdürme konusunda, gerek ailesel gerek bireysel boyutlarda, damgalama sonucu süreçler ve tedaviler olumsuz etkilenmektedir. Hatta sosyal ilişkiler kopma noktasına gelmektedir.

Aslında direk toplumsal diyerek dışarıdaki bireyleri suçlayamayız. Damgalama aslında önce alan ve alan dışı ekipte başlamaktadır. Öncelikle hekimler ve hemşireler arasında ‘o hasta şizofren’ diye söylenmekte. Kimse ‘o bireyde şizofreni hastalığı var ‘ dememektedir. Bunun otizmli çocuğu otistik gibi yanlış bir kelime ile damgalamaktan bir farkı yoktur.

Şizofreni tanısı almış bir bireyin diğer alanlarda da damgalama yaşadığını açıkça görmekteyiz.  Örneğin  psikiyatrik geçmişi ve tedavisi almış olan bir bireyin  kardiyolojik bir sorun ile acile gitmesi sonucu anamnezi alındıktan sonra bir çok bireyin aslında psikiyatri kliniklerine yönlendirildiği tespit edilmiştir. Hastalarımızın alan dışı fizyolojik yakınmalarının altında gerçek olmadığı hastalık süreçleri yattığı düşünülüp, olabilecek ciddi bir durum göz ardı edilerek süreç işletilmektedir. Bunun için psikiyatri alanında çalışan bazı uzmanlardan hastalarını böyle bir durumla karşılaştıklarında hatsalıklarını dile getirmemeleri gerektiği bile belirlenmiştir. Aslında bu durumda kendi içinde bir damgalama süreci işletiyor mu soruları aklımıza gelmektedir.

Temel damgalama da yatan süreç ise önyargıdır. Çorbayı tatamadan tuz atmak gibi aslında. Bilinç altında oluşturulmuş algıdır. Bir hastalığın kelimesine yüklenen yanlış algı. Değişim gerçekten zor ve buna sahadaki meslektaşlarımızla başlamamız ancak sürecin devamlılığında etkili rol oynayacaktır.

O zaman DAMGALAMIYORUZ.

Prevelansına bakıldığında Türkiye genelinde ortalamanın düşük olduğunu görmekteyiz. Bunun sonucu olarak ‘Trükiye vatandaşlarına sürdürülebilir bir ruh sağlığı ortamı ve yaşantısı sunmakta anlamını çıkartmak pekte anlamlı olmayabilir. Bir çoğu tanılanamadığı için bu oran az görülmekte. Hatta kendindeki farklılığın farkında olan, eğitimli bireylerde, ruhsal bir bozukluk durmu olduğunu söylenmekten kaçınmak çok daha fazladır.

Unutulmamamlıdır ki, kim olursa olsun ne olursa olsun  bireyler önce İNSANdır. Bizim karşımızdalarsa, bizden yardım talebindedirler. Damgalamanın direnme evresinde, farkındalığı yüksek olan saha çalışanaları ile süreçlerin daha olumlu ilerlemesi kaçınılmazdır. Hekim ve hemşirelerin temel görevleri arasında toplumsal eğitime katkı sağlmak bulunmaktadır.

Kendinde bu farkındalığı yaratamayan bir sağlık profesyonelinin topluma katkısı soru işareti..

Yazar Hakkında

Nadide Embel

Koç Üniversitesi Psikiyatri Hemşireliği Yüksek Lisans Öğrencisi
Anadolu Sağlık Merkezi Onkoloji Hemşiresi

Yazı ile ilgili düşünceni belirt