bahçeşehir escort

buca escort karşıyaka escort

bodrum escort arnavutköy escort karabük escort

ankara escort

tempobet giriş

mobilbahis

KLİNİK

Antik Çağdan Günümüze Gelen Depresyon

Bu yazımda gençlerimizin ağzına plesenk ettiği bu kelimeyi ele almak istedim. İnsanlarımızın bu eski ruhsal hastalıktan bayağı şikayetçi olduğunu görüyorum. Yeni anne olanlarımız, sınava girecek gençlerimiz, sevgilisinden ayrılanlarımızın temel sorunu haline gelmiş bu nörolojik hastalığın izlerini antik çağdan itibaren görebiliyoruz.

Filozoflar, doktorlar, ressamlar, yazarlar…

Kimi zaman gözlemleyip yazdıkları yazılarıyla, kimi zaman da dış göz olarak görüp resimlere yansıttıklarıyla karşımıza çıkıyor. Depresyonun temelleri antik çağda Yunan ve Romalı hekim ve filozoflar tarafından atılmıştır. Fakat şöyle bir şey de vardır ki bu hastalık hakkında modern olan düşüncelerin çoğu 19.yy’ın ortalarında Alman ve Fransız okullarında geliştirilmiştir. Antik çağlardan doğa üstü açıklamalarla elimize gelen depresyon yerini naturalistik açıklamalara bırakmıştır.

Depresyon sözcüğü Latince köklü “depresus” kelimesinden gelir. Anlamına baktığımız da hüzünlü, kederli olmak, donuklaşmak ve durgunlaşmak anlamına geliyor. Türkçe karşılık olaraksa ‘Ruhsal Çöküntü’ tanımıyla karşımıza çıkıyor.

Bu hastalık ilk defa Homeros’un destanlarında karşıma çıkmıştı. Nitekim de öylemiş. Yazılı kültürde ilk defa Homeros’un destanların da yer almış. Hatta örnek olarak Homeros’un İlyada Destanında tanrılar tarafından yalnızlığa terk edilen Bellerophontes’in çekmiş olduğu acılara ve sıkıntılara değinilmiş ve bu melankolik halden ciddi tanımlarla bahsederek verilen önemi de göstermiştir.

Homeros gibi açıklamalar yapan birçok insan var. Aristo, Efesli Rufus, Hippokrat, Theophrast tarafından da ele alınmış.

Melankoli Antik Çağ da olumsuz bir durum olarak ele alınmış. Antik Çağ da bu hastalık bir yaşam biçimi olarak ele alınırken Orta Çağ da yerini Hristiyan kültürünün etkisiyle inançsızlık ve ölümcül bir günah olarak karşımıza çıkmış ve bu yüzyıllar boyunca böyle sürmüştür.

Aydınlanma döneminde bu melakoli olgusunun hiç karşımıza çıkmadığını görüyoruz.

Melankolinin toplumsal ve kuramsal gelişimini toplarlayalım.

Antik çağda farklı insanlar olarak görülen bu insanlar yerini ne yazık ki deli, çılgın olarak görülmeye başlanmıştır.

Peki bu çılgın hastalığın sebepleri neydi hemmen bakalım (Biyolojik, psikolojik ve sosyal olmak üzere 3 faktörü vardır.

Kanser, kalp krizi, kronik hastalıklar (siroz, böbrek yetmezliği, şeker hastalığı, hipertansiyon vb), nörolojik bazı hastalıklar parkinson, multipl skleroz, endokrinolojik bazı hastalıklar hipotiroidi gibi pek çok bedensel hastalığın seyri sırasında depresyon görülebilmektedir. Bu da depresyonun nedenleri arasında biyolojik faktörlerin önemli bir yer tuttuğuna işarettir.

Kendilik değeri düşük, özgüveni az, karamsar, reddedilmeye ve aşağılanmaya karşı aşırı duyarlı, bağımlı kişilik özelliklerine sahip insanların depresyona daha yatkın olduğu bilinmektedir.

Ağır yaşam koşullarının neden olduğu stress depresyona yatkın bünyelerde depresyonu tetikleyebilmektedir. Ciddi şekilde çekilen ekonomik zorluk, sevilen birinin kayıbı, ya da terk edilme, işsizlik, iflas, vb. pek çok olay.

Yüzyıllarca sürüp gelen bu ciddi hastalık her insanda farklı etkiler gösterebiliyor. Dışarıdan ‘sen çok değiştin, böyle bir insan değildin’ gibi cümleleri çok fazla duymaya başlarsınız. İnsanlarla konuşmak istemez, yalnız kalmak istersiniz, yemek yemezsiniz. Sigara alkol kullanıyorsanız kendinizi bu gibi şeylere vurur iyi geldiğine inanırsınız. İşte tam bu noktada uzman bir kişiden yardım almazsanız kendi kendinizi içten içe eritmeye ve yemeye başlarsınız. Kafanızdaki sorular ya da sorunlar hiç son bulmaz. Son bulmadığı gibi de uyumanıza bile izin vermez.

Hepimiz az çok kendimizden uykusuz bir insanın ne kadar sinirli ve huysuz olduğunu biliriz. İşte bu insanlar da dokunsan ağlayacak moddadırlar. Ve gerçekten ‘aaa’ deseniz ağlama potansiyeline sahiptirler.

Peki; Depresyon’a giren bir insanı nasıl anlarız?

Kederli Duygu Durum: Sürekli yüzü asık ve durgun. 5 dakika sonra bir bakmışsınız ağlamaya başlamış

Kendinden Hoşnutsuzluk: Kendini beğenmemeye başlayan insan kendinden nefret etmeye kadar götürür bu durumu. Hatta intihara kadar da gidebilir. En ciddi sonuçta intihar duygusu kazanmasıdır.

Ağlama Nöbetleri: Depresyonun en temel belirtilerindendir. Bazıları ağlayabildiği gibi kimisi de ağlamak istese de ağlayamaz.

İştahsızlık: Kafasında o kadar soru vardır ki bu kadar sıkıntı varken de insandan yemek yemesi de bekleyemezsiniz.

Uyku bozukluğu: Yukarıda da yazdığım gibi kişi kafasında birçok soru bir çok düşünceyle uyuyamaz.

Cinsel Dürtü Kaybı: İnsan vücudu uykusuzluktan, düşüncelerden yorgun olduğu için isteksizlik baş gösterir.

Kendinizde veya etrafınızda ki kişilerde bu belirtiler varsa öncelikle bu insanların kesinlikle yalnız kalmasına izin vermiyoruz!

Kafanızı dinlendirmek için vakit ayırın. Müzik dinleyin, egzersiz yapın, kitap okuyun, ders çalışın.

Kendinizi sosyal çevrenizden soyutlamak yerine onların içinde olmayı tercih edin. Emin olun bu memnuniyetsiz halinizin zamanla dağıldığını hissedeceksiniz.

Dostlarınızla yapacağınız sohbetler kendi aranızda terapiye dönüşebilir ve iyi gelir.Bu yüzden hayatınızda illaki herşeyinizi anlattığınız biri vardır. Bütün kirli çamaşırlarınızı dökün. Belki dermanı böyle bulabilirsiniz.

Sıkıldığınızda sevdiğiniz müziği dinleyin. Hayatınızda iyi giden şeyleri düşünün, hayatın olumlu yönlerini öne çıkarın. Sizi seven insanların varlığını düşünün.

Fiziksel aktiviteyle kaslarınızı gevşetin. Hem beden hem ruhsal sağlığınız için spor muhteşem bir ilaçtır.

Boş günlerinizi iyi değerlendirin. Sinemaya, tiyatroya ,konsere yada en sevdiğiniz arkadaşınızla eğlenmeye gidin.

Olaylara olumlu yönden bakmayı öğrenin ve bazı şeyleri zamana bırakın.

Evet belki bunları yapmak size zor gelebilir. Ama kendinizi değiştirmeye çalışın.

Kendiniz için!

Zira bunca şeyi kendiniz başaramıyorsanız bir uzman kişiye başvurmanız iyi olacaktır. En basitinden karşınızdaki yabancı bir insan sizi yargılamayacak sorgulamayacak. Sadece dinleyecektir. Gerekirse çözüm önerisi sunacaktır.

Hala bunca önlemi yapmıyorsanız üstüne bide destek almak istemiyorsanız sonuçların biraz ağır olması olasıdır.

Aile ve sosyal hayatınızda uyumsuzlar başlayacak, evliyseniz evliliğinizde sorunlar yaşanmaya başlayacak boşanmalara kadar giden durumlar söz konusu olacaktır.

Alkol ve madde kullanma isteğiyle yanıp tutuşabilirsiniz. Ve bir bağımlı haline gelebilirsiniz.

Bu depresyon olgusunun yanında ekstra hastalıklar da karşınıza çıkmaya başlayacak.

Ve artık hastalığın son raddesine geldiğinizde içinizde biriken nefretler olacak ve ölmek isteyeceksiniz. Ki eğer yalnızsanız bunu başaracaksınız.

Yazar Hakkında

Şaziye Nur Pune

Yazı ile ilgili düşünceni belirt